NOGAY TÜRKLERİ BÜLTENİ
ANASAYFA DERNEĞİMİZ AVULLAR RESİMLER ANKETLER Z. DEFTERİ NOGAYTÜRKLERİ BÜLTENİ YARDIMLAŞMA_FONU
deneme deneme deneme

NOGAYSAAT

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Hasan SAĞINDIK İle Röportaj

Aziz ÖZİL

30 Eylül 2010, 10:36

Aziz ÖZİL

 
Hasan SAĞINDIK İle Röportaj
Nogaytürk İlim Kültür ve Tarih Dergisi Sunar.
Aziz ÖZİL, Erhan ÇAĞDAŞ, Burcu IŞIK, İlker POLAT, Erhan BAYAR
 
 
 
Hasan SAĞINDIK’ı tanıyabilir miyiz?
1963 Adana Ceyhan doğumluyum. Üniversiteye kadar Adana’da okudum. Sonra 9 Eylül Üniversitesi Maliye bölümünde son sınıfa kadar okudum. YÖK kanunları gereği son sınıfta ilişkimiz kesildi. Daha sonra okulu bitirmeye hak kazandı isem de devam etmedim. Bu yıllarda müzikle ilgilenmeye başladım. Türk halk müziği, Türk sanat müziği, yurt orkestrası solistliği gibi müzikle alakalı alanlarla ilgilendim. Fakat bu dönemde yaptığım müzikler beni çok tatmin etmedi. İlk aşamada kendi tarzımı oluşturmak amacında değildim ama yaptığım müziğin birçok insanı ilgilendirdiğini gördüm ve gelen albüm tekliflerini kabul ettim. İlk albüm Yusuf yüzlüler 1989 yılında çıktı. Beklentiyi karşılayacak bir çalışma oldu herhalde ki çok ciddi bir kabul gördü. Bende bunun üzerine peş peşe albümler çıkarmaya devam ettim. Evliyim, iki kızım var.
 
Neden müziği tercih ettiniz?
Aslında müziği tercih ettiğimi söyleyemem. Hayat anlayışımla ilgili “büyük kader” dediğim bir hadise var. Benim dışımda cereyan eden, beni yönlendiren cüzi iradenin dışında bir büyük külli irade var. Ben ticaret lisesi, üniversitede ise maliye okudum sonra sanatçı oldum. Böyle bir şeyin normal şartlarda olmaması lazım. Demek ki böyle bir alanda bir boşluk vardı ve birinin yapması gerekiyordu. Bu da biz olduk öyle diyelim.
 
Günümüz müziğini nasıl yorumluyorsunuz?
Dinleyicinin ilgi alanları değişti. Hedefsizlik çoğaldı. Dinleyici artık bir şey almak istemiyor. Popüler kültürün etkisiyle yaşamak istiyor. Benden bir şey talep edilmediği için şuan bir şey üretmiyorum. Dinleyiciden alamadığım elektrikten dolayı albüm yapmıyorum. Ama bu hep böyle gidecek anlamında değil. Eskiden yılda iki albüm yaptığımızda oldu ama şimdi bizim yaptığımız türe çok fazla ihtiyaçta kalmadı. Yani özgün denilen bu tarza dinleyicinin ihtiyacı kalmadı. Çünkü onu oluşturan şartlar ortadan kalktı. Bu sebeple bu müzik insanları etkilemez oldu. Konsept dediğimiz hadise burada devreye giriyor. Popüler kültür insanımızı olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor.
 
Şöhret hayatınızda neleri değiştirdi?
Hayat anlayışıma göre şöhret felakettir. Bunu kendime düstur edindim. Başladığımızdan beri sıradan bir sanatçı imajı çizmemeye çalıştım. İnsanlarla kardeş, arkadaş, dost olmaya çalıştım sürekli. İnsanlar sanatçıları farklı yere koyuyor aslında. Onlardan tek farkımız vardı biz eser yapıyorduk. Ben üzerimde taşıdığım misyonu yerine getirdiğimi düşünüyorum. Sanatçı olmam sorumluluğu da beraberinde getirdi. Bu olay benim davranışlarıma sirayet ediyorsa, günlük hayatımı etkiliyorsa, insanlarla olan diyalogumda ben taşıdığım misyonun gereği olarak sıradan bir insan gibi hareket edemiyorsam, oturup kalkmama dikkat ediyorsam bu taşıdığım sorumluluğun ve misyonun bir göstergesidir.
 
İcra ettiğiniz müziğe “Asya sentez” diyorsunuz. Nedir Asya sentez?
Albümlerimde sürekli küçük notlar düştüm Asya’ya dair. İlk albümde “Güzel Türkistan”ı söyledim. “Ağla Karanfil” tamamen Azerbaycan’a yönelik bir çalışmaydı. Şairi de Azerbaycanlıydı. Sadece bestesini ben yapmıştım. Sonra kendisi Özbek olan Sabir Karger’in “Anayurt” adlı eserini okudum. Pentatonik dediğimiz esas Türklerin dünyaya armağan ettiği müzik tarzıdır. Beş sesten oluşan bir müzik yapısıdır. Pentatonik müziğin caz versiyonunu da yaptım. Eserlerde sürekli o tınıları koklatmaya çalıştım. İnsanlara Asya’da at koşturuyormuş hissi yaşatmaya çalıştım. Asya enstrümanları ile batı enstrümanları arasında bir sentez oluşturmaya çalıştım. Asyalık kısmıyla yerli olmayı, ezgilerde sözlerde kültürü kullanmayı, oradan etkilenmeyi, sentez kısmıyla da dünyanın bugüne kadar oluşturduğu müzik kültüründen istifade etmeyi ifade etmeye çalışmıştım. Yaptığım müziğe “Asya sentez” dedim ama şuana kadar gerçekleştiremedim. Bunun için büyük desteğe ihtiyaç var. Bunu bireysel olarak yapamıyorsunuz. Büyük araştırma gerekiyor. Benimki bir fikirdi olması gerekeni söyledim.
 
Bestelerinizde genellikle Abdurrahim Karakoç’u tercih ediyorsunuz. Bunun sebebi nedir?
Abdurrahim Karakoç yaşayan en büyük halk şairidir. Üzerine alternatif yoktur. Benim üniversite yıllarında ve sonrasında fikri yapımın gelişmesinde çok büyük etkileri olmuş bir şairdir. Şiirlerinin içindeki sadece bazı kelimeleri araştırsanız bir kütüphane dolusu bilgiye sahip olursunuz. Bu yüzden vazgeçilmezlerimden biri olmuştur. Vazgeçilmezlerimden bir diğeri de Bahattin Karakoç ki kendisi tasavvufi şiir alanında tam bir deryadır.
 
Okumayı seviyor musunuz? Ne tür kitapları okursunuz?
Bir zamana kadar tarih kitapları, bir zaman hep şiir kitapları okudum. Daha sonra hikâye, romandan ziyade temel kaynak eser diyebileceğimiz yapıdaki eserleri alarak lüzumsuz kitapları kaldırdım hayatımdan. Kendime ciddi bir külliyat oluşturdum. Yazarların her birinin kendi alanlarında ayrı ayrı tatları vardır. Şiirde Abdurrahim Karakoç’un tadı başkadır, Bahattin Karakoç’un tadı başkadır, Yunus Emreler, Mehmet Akifler Necip Fazıllar, belki anlasam Fuzuli’nin tadı başkadır. Kitaplarda bir ayrım yapmak çok kolay değil.
 
Nogaylık hakkında düşünceleriniz nedir?
Nogaylığı çiğ börek, göbeta ve Nogay çayı dışında çok fazla yaşamadık. Çocukluğumuzda yaşlılardan duyduğumuz konuşmanın dışında, yöremizde oynanan Çerkez oyunları dışında başka bir şey hatırlamıyorum. Fakat zaman içinde nereden geldiğimizi merak etmeye başladım ben. Bir Nogaylıktan bahsediliyordu ama sadece ismi vardı. Ben 25 yaşıma kadar soyadımın manasını bilmiyordum düşünün. Büyüklerimde bilmiyordu bunu. Ben bunu Türkistanlı bir subaydan öğrendim. Çok kızmıştı, iyide fırça atmıştı bana. Burhanettin Semerkant adı. Bana ‘senin adın ne’ dedi ‘Hasan’ dedim. ‘Soyadın ne’ dedi ‘Sağındık’ dedim. “Ne demek Sağındık” dedi. Bende cevap yok tabi. “Araştırmıyorsunuz, okumuyorsunuz, bilmiyorsunuz” dedi. ‘Özledik’ dedi soyadının manası. O gün yitik bir şeyimi bulmuş gibi oldum. Çünkü bunca senedir taşıdığımız soy isminin manasını bilmiyorduk. Sonra ben biraz daha araştırarak bir Kırgız sözlüğünde buldum sonunda. Orda da teyit ettikten sonra bizimkilere de söyledim: ‘Soy ismimizin manası budur’ dedim. Nogaylık hayatımda nogayçay, çiğ börek ve göbeta işte bundan ibaret. Bize anlatan olmadı. Sizin gibi dostlarla arkadaşlarla, oralardan gelen insanlarla görüşüyoruz. İnşallah zamanla daha iyi olur, güzel şeylere vesile olur.
 
Dedelerimizin Ata topraklardan göç hikâyesini birde sizden dinleyebilir miyiz?
Bize Nogaylık hiç anlatılmıyordu. Dedemden zorlayarak aldığım tek bilgi Kuban nehrinin kıyısından göç ettikleridir.
 
Köyünüzün ismi neydi?
Çakallıdere köyü. Ceyhan’ın tamamına yakını Tatarların kurduğu köylerden oluşur. Hatta Ceyhan’ın mahalle isimlerine bile yansımış bu. Büyük Kırım, Küçük Kırım, Mangıt gibi mahalle isimleri var. Ceyhan daha sonra doğudan uzun süre göç aldı. Şuan yarısına yakını doğudan gelenlerden oluşuyor artık. Ama kurucuları tamamen Nogaylar, Çerkezler ve Kırım Hanlığı içinden gelen insanlarımızdır. Bizimkiler Kuban Nehri’nin kıyısından gelmişler. O kadar yerin içinde Ceyhan nehrinin kıyısına yerleşmişler. Bu bölgeyi seçmelerinin nedeni: Kuban Nehri kıyılarına çok benzemesi.
 
Sabantoy hakkında düşünceleriniz neler?
Ben hiç katılmadım. Amacın ne olduğunu çözemedim ama internetten izledim. Nogay olmayan sanatçılarında getirildiğini duydum. Bana biraz hedefsiz gibi geldi. Her işte hedef çok önemli. Çok eleştirmek için söylemiyorum ama amaç anlatılmalı, insanlar bilinçlendirilmeli. Neden yapıldığını insanlar bilmeli. Kültürün unutulmaya yüz tutmuş olması etkisini gösteriyor burada. Geleneği korumak, günümüzün sunduğu imkânları ona destekçi kılmak çok önemli. Gelenekler yaşatılmalı orda. Zaman, Nogayları kültür olarak daha çok asimile etmiş böyle düşünüyorum. Bakın yan tarafta Özbek çadırı var, pavyonlarda çalınan müzikler çalınıyor. Yani böyle mi olmalı?
 
Kültürümüzün canlandırılması adına neler yapılmalı sizce?
Kültürün temellerinin hala Kırım’da Kafkasya’da yaşadığını varsayarsak oralara gidilebilir. Orda yaşanan kültür değerlendirilebilir. Turistik gibi başlayan daha sonra genişleyerek ekonomik yönü de olan ziyaretler karşılıklı yapılmalı. Sizin dergi ile oradaki bir dergi kardeş dergi ilan edilebilir. Buradan oraya, oradan buraya haberler götürülüp getirilebilir. Sonuç itibari ile diyalogu sağlamak zorundayız. Globalleşen dünyada bu gücü mutlaka sağlamak ve korumak zorundasınız. Güç olmadıkça birileri gelip üstümüze güç olacak.
 
Nogay yemekleriyle aranız nasıldır?
Eşim Nogay değil ama Nogay çayını yapmasını öğrendi, çok güzel yapıyor. Kendiside seviyor, çocuklarda içiyor. Dedem karışık şeyleri seviyordu. O, Nogay çayına karabiber, tereyağı hatta salçada katıyordu. Ben tereyağı, tahin ya da margarinle içiyorum. Yanında da mutlaka katlama olmalı. Katlama yağda kızaran hamurdan yapılan bir tat.
 
Nogayca şarkı söylediniz mi eserlerinizde?
Tarzıma uygun olmayan şiirleri pek besteleyemiyorum. Yani her Nogay şiirini besteleyemem. Ama bir gün mutlaka “Ey Güzel Kırım”ı okumayı istiyorum. Bir Nogay şiirini biraz kendime de uyarlayarak besteler ve okuyabilirim. Siz bana şiirleri ulaştırın bu vesileyle derneğinize hediye etmiş olalım.
 
Son olarak biz gençlere tavsiyeleriniz neler?
Yanlış yapmamak üzerine kurulu bir hayatı tercih ediyorum genelde. Bunu hayatımda bir düstur edindim kendime. Buna ister inanç, ister ahlak, ister prensip deyin, sonuçta günahlardan kaçmak şeklinde özetleyebileceğimiz, günlük hayatın içindeki lüzumsuz işlerden uzak durmayı amaç edinen bir anlayışım var benim. Ve bu şekilde çok mutlu ve huzurluyum. İnsanlar küçük şeylerle mutlu olmayı ve hedefsizlikten kaçınmayı bilmeli.
 
Bizi kırmayarak vakit ayırıp buraya kadar geldiğiniz için teşekkür ederiz.
 

Bu haber 3261 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÖŞE YAZILARI

Nogay Halkım Tileymen.08 Mayıs 2014


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi