NOGAY TÜRKLERİ BÜLTENİ
ANASAYFA DERNEĞİMİZ AVULLAR RESİMLER ANKETLER Z. DEFTERİ NOGAYTÜRKLERİ BÜLTENİ YARDIMLAŞMA_FONU
deneme deneme deneme

NOGAYSAAT

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Nogay Türk Dilini Yaşatmak

Dr. Aziz SÜTBAŞ

02 Temmuz 2010, 00:55

Dr. Aziz SÜTBAŞ

 
Dillerin ve milletlerin insanlar gibi doğumu, gelişmesi, gençlik devri, aktif devresi, ihtiyarlaması ve olumu vardır. Ölümden sonra da insanlarda olduğu gibi bazıları bilinir, bazılarının adı, mezar taşı bile yoktur. Geçmiş tarihte yasayan bir insanın hatırlanabilmesi, en azından hafızalarda yasayabilmesi için çocuklarının olması en azından üzerinde ismi yazılı bir mezar taşının olması gerekir. Tarihte bizim bildiğimiz ve hatırladığımız, dil ve milletlerden daha fazlasının olduğunu ancak bunların bir çoğunun yok olduğunu tahmin edilmektedir. Dillerin yaşamasındaki en önemli faktörlerden birisi de yaşadığı ülkede popüler hatta resmi dil olması, yani dilin devlet olmasıdır. Devletlerin ömrü dil ve milletlerden kısa olmaktadır. Milletin veya dilin devlet olması ömrünü uzatmaktadır.
 
En en eski medeniyetler olarak bilinen Mısırlılar, Romalılar eser bırakanlar, yani çocuğu ve mezar taşı olanlardır. Mısırlıların milattan önce 4000 li yıllarda yazdığı çivi yazısı taş belgeler: bugün kendilerini temsil eden gerçek bir millet, dil ve yazı olmamasına rağmen bilimsel çalışmalarla tercüme edilmiş ve hayata geçirilmiştir. Yani çekirdeği olmayan bir meyvenin tekrar yaşatılması mümkün değildir.
 
Türkiye’de yasayan Nogayların bir çoğunun Nogaycayı bilmemesi, bilenlerin de konuşurken yüzde yetmişlere varan oranda Türkçe ile karıştırarak konuşmasının bir nedeni de budur. Bu karıştırma bazen gramerde, bazen kelimelerde, bazen her ikisinde de olabilmektedir. Örneğin "men hatırlamayman" cümlesini kuran bir Nogay, Nogayca konuştuğunu zannetmekte, Nogaycada hatırlamak fiilinin olmadığını aslında, esine tusurmek fiilini kullanması gerektiğini bilmemektedir.
 
Bazı arkadaşlar Nogaycayı yaşatmak adına: evde Nogayca konuşulmasını, yaşlı insanlarla daha yakın bulunulmasını ve mümkünse yaz tatillerinde çocukların köylerde kalmasını önermiş olsalar da bu pratikte uygulanabilir görünmemektedir.
 
Nogay milleti ve dili ömrünün ihtiyarlık dönemindedir. Bir insanın ömrü ortalama 65 olarak ele alınabilir. İnsan ömrünün yaklaşık 10 ila 100 katı bir millet veya dilin ömrü olabilir. Yani 1300 lu yıllarda en aktif dönemini yasayan Nogay dili 2000 li yıllarda muhtemelen ölmeye mahkumdur. Bu omur çok özel şartlarda 6500 yıl bile olabilir ancak bu mümkün görülmemektedir. Belki geciktirilebilir.
 
Bunun için kesinlikle yazılı eserlere ihtiyaç vardır. 19 yy sonlarında tamamlanan Nogay göçü ile Türkiye’ye gelen Nogayların eğitim ve okuma yazma oranlarının bugüne oranla çok düşük olduğu ve bunun da üzerine yazı inkılabının eklenmesi Nogay dilinin kaybolmasında en büyük etkenlerden biridir.
 
Günümüzde eğitim oranının ve seviyesinin yüksek olmasına rağmen yazılı ve görsel Nogayca eserlerin varlığından bahsetmek mümkün değildir. 2005 yılında Türkiye’de yayımlanan Nogay adli eserde Nogayca kelime bulmak nerdeyse mümkün değildir. Nogay adı ile Kırım tarihi anlatılmakta, tarih karıştırılmaktadır.
 
Günümüz Türkiye'sinde Nogaylardan üniversitelerde eğitim görevlisi olan tarihçilerin, dilbilimcilerin ve bilim adamlarının da olması ilginçtir. Ne yazık ki Nogayca bilimsel alanda hak ettiği değeri alamamaktadır. Akademik kariyeri olan bir Nogay, Nogay konulu bir eser üretmeyi değersiz görmektedir. Bunun yanında Mısır çivi yazılarını çözümleyerek yayınlayan bilim adamları bunun karşılığını fazlası ile almaktadırlar.
 
Yazısı olmayan bir dil yazısını kullandığı dilin etkisinde ve kalmakta ve asimile olmaktadır. Türkçe yazılıp okunabilen Latin alfabesi Nogayca da yeterli olmamaktadır. Bunun yanında Nogayca harfler eklenen Kril alfabesi de Rusça etkisinde kalmakta, dolaysıyla diller arasında kaymalar yaşanmaktadır. Örneğin biz kelimesi ortadaki sesli harfin hafif değişmesi ile: buz, biz, ve ayakkabı tamircisi aleti olan biz manasına gelebilmekte ancak bunu Latin harfleri ile yazmak mümkün olmamaktadır Yazı adına dil feda edilmektedir. Harf değişmesi ile Nogaycadaki buz Arapçadaki bugz kelimesine dönüşmekte, küsmek fiilinin yerini almaktadır.
 
Elektronik iletişim araçlarının dillerin yasaması konusunda etkileri tartışılmayacak derecede büyük olmasına rağmen, yazılı eser kadar değildir. Sanal ortamdaki eserlerin bir çoğu belirli bir eğitim ve gelir seviyesinin üzerindeki insanlara ulaşabilmekte, etki suresi çok kısa ve muhafazası zor olmaktadır. Şimdiye kadar tespit edilen en etkili yöntemin taslara yazmak olamasa ilginçtir. Çok basit indirgendiğinde herhangi bir Nogay sitesinin ziyaretçi defterine yazı yazmak yerine bir tasa bir cümle yazıp gömmek daha etkili olabilir.
 
Bu nedenle mümkünse Nogay dili ile yazılmış anıtlara ve eserlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun için çok eğitimli veya bilge olmakta gerekmemektedir. Sadece günlük olayların anlatıldığı yazılı eserler bile bin yıllarca yaşamış ve günümüze kadar gelmiştir. Kullanan milletin sosyolojik ve edebi değerlerini temsil etmekte ve yaşatmaktadır.
 
Nogayca yazılı sureli yayınlar daha geniş topluluğa ulaşabilir. Daha ucuz olabilir. Kaynak olarak mevcut internet sitelerindeki eserler, daha önce Kril, Arab ve Latin alfabesi ile yazılan eserler kullanılabilir. Bilgisayar ortamında hazırlanmış klip ve belgeseller hazırlanabilir.
 
NOGAY TÜRK MİLLETİ İÇİN NOGAYCA ESER DİLEĞİYLE
 
Savlukpan kalınız.
 

Bu haber 3536 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÖŞE YAZILARI

Nogay Halkım Tileymen.08 Mayıs 2014


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi