NOGAY TÜRKLERİ BÜLTENİ
ANASAYFA DERNEĞİMİZ AVULLAR RESİMLER ANKETLER Z. DEFTERİ NOGAYTÜRKLERİ BÜLTENİ YARDIMLAŞMA_FONU
deneme deneme deneme

NOGAYSAAT

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Keser Döner Sap Döner

Eyüp PEKCAN

15 Şubat 2010, 05:00

Eyüp PEKCAN

 
Ahmet henüz 19'unda yada 20'sinde gencecik pırıl pırıl bir delikanlıydı. Biraz utangaç masum yüzlü, fakir ama gururluydu. Ahmet'in hayalleri, ümitleri vardı. Ancak o genç yaşında yaşadığı bir olaydan ötürü hayalleri , ümitleri sönmüş, gururu incinmişti. Ahmet her ne kadar üzülse de üzüntüsünü dışarıya belli etmemeye çalışmış,
Keser döner sap döner
Gün gelir hesap döner
diyerek, hesabın döneceği günü ümit ederek beklemeye başlamıştı. Bir düşünelim; bu sözün gerçekliliğinin günlük yaşamımızda örnekleri yok mu? Köyümüzde toprakların bir çoğunu süren birkaç tane ağa yok muydu? Şimdi neredeler toprak olup gittiler. Şimdi yerlerine yeni ağalar gelmedi mi? Yanlış anlaşılmasın, Bu ağalar Doğu Anadolu bölgesindeki ağalar gibi marabalarının emeğini sömüren ağalar değiller. Köylünün bütün ihtiyaçlarını gideren şefkatli insanlardı. Zannetmiyorum hiçbir kimsenin bunlara yukarıda belirttiğim sitemi yaptığına. Aslında bu ağaların isimlerini burada zikretmekte bir sakınca görmüyorum ama bizim Nogayları bilmez değilsiniz ya, İyip şunun hakkında internette yazı yazdı, şunun hakkında yazı yazdı bir sürü laf. Halis Toprak ağanın durumunu televizyonlardan izlemediniz mi? TMSF mal varlına el koydu. Koskoca holding sahibi şimdi sigortadan bağlanan maaşla yaşamıyor mu. Demek ki Cenab-ı Allah malı dilediğine verip, dilediğinden almak suretiyle kullarını deniyormuş . Bu konu ile ilgili düşünsek bir sürü örnek bulabiliriz. Ahmet'in başından geçen başka bir olayı anlatayım.
 
Ahmet'in anacığı ve bir kız kardeşi köyde yaşamaktaydı. Anası inekten sütü sağar, peynir yapardı. Bu peynirleri Ahmet bir hafta yada iki haftada, hafta sonu köye gelir, peyniri Ankara'ya götürüp satardı. Bu para ile bir dahaki gelişinde anasının ihtiyacı olan öteberileri alıp köye annesine getirirdi.
 
Yine öyle bir ilkbahar sabahı, güneş kaştan yeni yeni yüzünü gösteriyordu. Sabahın sessiz dinginliği içinde Ahmet anacığının elini öperek Ankara'ya gitmek için yola koyuldu. Elinde ağır peynir kovası üzerinde tülbent örtülü, Raşit Orak atasının evinin arkasına yola çıktı. Bu ağırlıkla yaya beklemeye çıkamazdı ya. Birde köyden geçen bütün araçlar buradan geçmeyecek miydi? Elbet biri almasa biri alır diye düşünüyordu.
 
Köyün içerisinden süratle gelerek bir araç geçti Ahmet'in önünden durmadı, 100- 150 metre ilerde Lütfi Akbaş amcasının ağılının kapısının yanında ancak durabildi. Acaba bu adam aracına almayacaktı da biranda karar mı değiştirmişti? Ahmet peynir dolu kovasını kaldırarak aracın yanına gitti. Baktı yakın akrabası, merhabalaşarak araca bindi ve beklemeye geldi.
 
Beklemede Koçhisar otobüsü durmuş müşteri alıyordu. O zamanlar Koçhisar otobüslerinin ismi, zannedersem Çelik Seyehat ti. Ahmet beklemeye kadar bindiği araç sahibine, otobüse işaret verde beni de alsın dedi. Otobüs bekledi ve Ahmet'i de alarak hareket etti. Ankara'ya kadar yolda bir Çelik Seyehat öne geçti, bir Abuzittinin aracı öne geçti. Meğerse Ankara geliyorlarmış. Ahmet'e Bizde Ankara'ya gidiyoruz, bizimle beraber gele bilirsin diyememişti. Tamam, beklemeye kadar gönülsüz de olsa getirdi ya ona da şükür. Bu günkü şartlarda Akin-Ankara otobüs ücreti 8-10 TL, onun lafı da edilmez. Zaten o parayı Ahmet cebinin bir kenarına yol parası diye ayırmıştı. Ankara'ya bedava gitmediğine değil, teklifte bulunulmamasına çok üzülmüştü. "El atına binen tez iner" diyerek kafasına takmamaya karar verdi. Bekleme yolunu çoğu zaman yaya olarak zaten gidiyordu. Bazen yolculuğu akşama kalır hava karadığında köye girmek zorlaşırdı. Çünkü köyün girişinde Abbas abisinin itleri vardı. Birkaç kere annesine getirdiği Pazar ekmeğinden koparıp itlere verip, itlerin yanından öyle geçmişti.
 
Ahmet, orta yaş grubundan çıkıp yaşlılar grubuna girmek üzere. Hatta hastalanıp dert sahibi bile oldu. Hala bir türlü hesap Ahmet'in lehine dönmedi. Bazen bu ne biçim atasözü; maga hep şotban sapı mı aylanyak. Hesap men betge aylamıyakba diydi. Hakkaten bu sözü nogayşaga şevırsek kaydiy bolur. Şot aylanır, sabı aylanır. Kün kelir, hesap aylanır. Gibi bir şey olur.
 
Hesap Ahmet'in lehine dönse bile yapacağı bir şey yok aslında. Diyelim ki Ahmet'in son model bir mersedesi oldu. Ekonomik yönden güçlendi. İnsanlara değişik mi davranırdı acaba. Kesinlikle hayır. Devamlı cebe yatırım yapıncaya kadar, birazda insana yatırım yapmak gerekmez mi? Gönül adamı Hacı Bektaş Veli "incinsende incitme" demedi mi? Kin tutmayan Ahmet'in en büyük hazinesi terbiyedir.
 
Bende bu hafta sonu boştum bir şeylerle uğraşıyım derken bu satırlar kendiliğinden karalanıverdi. Siz siz olun başkalarına sitem edin ancak kin tutmayın, intikam duygusu beslemeyin. Daima ümitle yaşayın. Bir söz varya "ya umutlarda biterse"
 
Kününüz caksı bolsun.
 
BEKLEME : İnsanların seyehat etmek için bekledikleri yer. Durak
 

Bu haber 3211 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÖŞE YAZILARI

Nogay Halkım Tileymen.08 Mayıs 2014


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi